©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.

5.Kazayla volatil anestezik aşırı dozu - T. C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Anesteziyoloji...


5.Kazayla volatil anestezik aşırı dozu:

 Devre-dışı yüksek basınç vaporizatörlerinde, çok yanlış bir 

ayarlama yapılsa bile düşük akımlı anestezi sırasında hızla bir aşırı doz durumunun ortaya çıkması 

gerçekten olanaksızdır. Düşük akımlı anestezide, uzun zaman sabitesine bağlı olarak solutma 

sisteminin ajan konsantrasyonu çok yavaş değişir. Kaza ile yanlış bir doz ayarlanması durumunda 

volatil ajan konsantrasyonundaki değişiklikler hastanın dikkatli izlenmesi ile erken fark edilir. 

                    Solutma  sistemi  içindeki  anestezik  konsantrasyonunun  çok  hızlı değişebildiği ve 

tehlikeli düzeye ulaşabildiği yüksek taze gaz akımlı anestezi ile kıyaslandığında, düşük taze gaz 

akımlı anestezi daha güvenlidir. Bu sebeple düşük akımdan yüksek akıma geri dönüldüğünde 

vaporizatör ayarı yüksek akıma göre ayarlanmalıdır. Solutma sistemi içindeki anestezik gaz 

konsantrasyonu sürekli izlenemiyorsa, 1 lt/dk’dan daha düşük akımlarla anestezi uygulanmamalıdır. 

Ortak Avrupa Standardı EN 740 kapsamında inhalasyon anesteziği konsantrasyonunun sürekli 

izlenmesi zorunludur. 

 

6.Uzun zaman sabitesi:

 Düşük taze gaz akımlı anestezi sırasında gerektiği zaman gaz bileşiminde 

hızlı bir değişiklik yapılamadığı için uzun zaman sabitesi özel bir risk taşımaz. Düşük taze gaz 

akımı sürdürülürken sistemdeki volatil anestezik konsantrasyonunun hızla düşürülebilmesi, odun 

kömürü tozu (charcoal) filtresi bulunan anestezi makinelerinde mümkündür. 

 

 

35

7.Yabancı gaz birikimi: 

 

Nitrojen;

 Normal vücut ağırlığındaki hastada vücutta depolanmış durumda ve akciğerlerde bulunan 

toplam nitrojen miktarı 2,7 litredir. Yüksek taze gaz akımı ile 15-20 dakika süren denitrojenasyon 

yapılırsa, bu sürede tüm kompartımanlardan yaklaşık 2 litre hacminde nitrojen atılımı sağlanır. 

Kalan 0,7 litre daha az kanlanan dokulardan yavaş olarak salınan miktardır. Solutma sistemi 

içerisinde arzu edilmeyen nitrojen konsantrasyonuna ulaşıldığında 2-5 dk yüksek taze gaz akımı ile 

yıkama yapılarak nitrojen atılımı sağlanabilir. 

 

Aseton;

 Serbest yağ asitlerinin oksidatif metabolizması ile oluşur. Açlık, dekompanse diabetes 

mellitus ve anti-insulin hormonlarının arttığı durumlarda aseton oluşumu artar. Sudaki ve yağdaki 

yüksek çözünürlüğü nedeni ile yüksek akım ile yıkama yapılarak aseton konsantrasyonu 

düşürülemez. Güvenlik sebebi ile dekompanze diabetes mellitusu olan, kan aseton düzeyi yüksek 

olan hastalarda 1 lt/dk’dan daha düşük taze gaz akımı kullanılmaması önerilir. Yağ asidi 

metabolizmasını ve aseton oluşumunu azaltmanın fizyolojik yolu, düşük konsatrasyonda glukoz 

içeren serumlar vermektir. 

 

Etanol;

 Etanolün gaz-su çözünürlük katsayısı 1200’dür. Kapalı sistem içinde asetona benzer olarak 

birikir. Alkollü bir hastaya acil bir girişim yapılması gerektiğinde, etanolün ekzalasyon ile atılması 

kapalı sistem anestezide olanaksızdır. Yeterli yıkama etkisi sağlayabilmek için taze gaz akımının 

1lt/dk altına düşürülmemesi akılcı olur. 

 

Karbonmonoksit(CO);

 Olağan koşullarda oluşan CO hacmi çok küçüktür. Aşırı sigara içenlerde, 

hemoliz, anemi, porfiria, özellikle sigara içen verici kaynaklı kan transfüzyonu durumlarında klinik 

olarak anlamlı değerlere ulaşabilir. CO’in hemoglobine ilgisi yüksektir. Yüksek taze gaz akımı ile 

kısa süreli ve aralıklı  yıkamalar yalnızca gaz içeren mesafelerdeki(akciğerler ve solutma sistemi) 

 

36

CO’i temizleyeceğinden yetersiz kalacaktır. Akım düşürüldüğünde, parsiyel basınç farkını 



dengelemek için CO konsantrasyonu en kısa sürede belli bir düzeye ulaşacaktır. CO oluşumunu 

absorbanın yeterince su içermesi önlemektedir. NaOH ve KOH içermeyen absorban kullanımı CO 

oluşum tehlikesini azaltmak için etkili bir önlemdir. Düşük akımlı anestezi teknikleri uygulanırken, 

kazayla CO zehirlenmesi riskinde tekniğe özgü artış söz konusu değildir. CO oluşumunu 

engellemek için sürekli düşük taze gaz akımlarının kullanılması temel önlem niteliğindedir. 

 

Argon;

 Oksijen yoğunlaştırıcı, molekülsel elekler kullanılarak bir absorbsiyon işlemi ile oda 

havasındaki nitrojeni ayırır. Çıkış  kısmında, solutmaya uygun nitelik kazanan oksijenden 

zenginleştirilmiş gazın en yüksek oksijen oranı yaklaşık % 95 olur ve kalan kısım büyük ölçüde 

argon gazından oluşur. Argon gazı birikimi anestezik gaz izlemini etkilemez ve tıbbi açıdan 

zararsızdır. Her 90 dk’da bir aralıklı yüksek akımlı kısa süreli yıkama yapılırsa, argon gazı birikimi 

engellenebilir. 

 

Metan;

 Barsaklarda yıkım işlemleri ile oluşan fizyolojik barsak gazıdır. Kapalı sistemle anestezi 

sırasında anestezik gaz içinde metan birikebilir. Metan, toksik olmayan yabancı gazdır ve tek önemi 

oksijen ya da azotprotoksit ile karıştığı zaman patlayıcı olabilmesidir. Bu düzeyde metan 

konsantrasyonlarına uzun süreli kapalı sistemle anestezide bile ulaşılamaz. 

 

Hidrojen;

 Kapalı sistemle anestezi sırasında akciğerler yolu ile 0,6 ml/dk hacimde atılan hidrojen 

de anestezik gaz içinde birikebilir. Hidrojen konsatrasyonu saatte ortalama 200 ppm yükselir. 

Ancak oksijen ve azotprotoksit içinde patlama yapabilecek hidrojen konsantrasyonlarına kapalı 

sistemlerle uzun süreli anestezide bile ulaşılamaz. 

 

Haloalkenler;

 Bazı volatil anestezikler, CO

2

 absorbanları ile kimyasal etkileşime girerek düşük 



akımlı anestezi sırasında solutma sistemi içinde volatil haloalkenleri oluşturur. Halotanın gaz 

 

37

seklindeki yıkım ürünü 2-Bromo-2-kloro-1,1-difloroetilen kapalı sistemde 4-5 ppm 



konsantrasyonlarına ulaşalabilir. Sharp ve ark,

(55)


 kapalı sistemde 250 ppm toksik sınır olsa da 

kapalı devre halotan uygulamasına yönelik kaygıların olmaması gerektiğini bildirmişlerdir. 

Sevofluran, CO

2

 absorbanları ile etkileşerek Compound A-E adını alan yıkım ürünlerini meydana 



getirir. Compound A, klinik olarak anlamlı konsantrasyonlara ulaşır. Barolime kullanımında ve 

KOH içeren absorbanlarla oluşumu artmaktadır. 

 

Düşük akımlı anestezi tekniklerinin kontrendikasyonları 



 



1. Göreceli kontrendikasyonlar: 

                    10-15  dakikadan  daha  kısa süren inhalasyon anestezisinde taze gaz akımının 

düşürülmesi uygun değildir. Bunun nedeni: 

-Yetersiz denitrojenasyon , 

- Yetersiz anestezi derinliği, 

- Gaz hacmi eksikliği azotprotoksit kullanıldığında risklidir. 

                      Kullanılan araç ve gerecin teknik ön koşulları karşılamıyorsa, taze gaz akımını 

düşürmek zordur.     



Teknik ön koşulların sağlanamadığı durumlarda oluşabilecek göreceli kontrendikasyonlar:

 

-Solutma sistemi ya da ventilatörün gaz sızdırmazlığının yeterli olmaması, 

- Gaz akım ayarlarının düşük akım aralıklarında duyarlı yapılamaması, 

- Yüz maskesi ile anestezi uygulaması, 

- Rijid bronkoskopi işlemi, 

- Kafsız endotrakeal tüp kullanımı (tüp kenarından çok kaçak olması durumunda), 

- Yeniden solutmasız sistemlerin kullanımı, 

- Akut bronkospazmlı hastalarda, gaz rezervuarı bulunmayan ve körüğün ekspiratuvar dolumu ek 

bir güçle desteklenmeyen anestezi makinelerinin kullanımı. 

 

38

              Olası tehlikeli eser gaz birikimi riskinde bir artış varsa, sürekli yıkama etkisini güvence 



altına almak için taze gaz akımı en az 1 lt/dk olmalıdır. 

 Aşırı derecede düşük taze gaz akımı (minimal akımlı ya da kapalı sistemle anestezi) 



kullanımının kontrendike olduğu durumlar: 

- Dekompanse diabetes mellitus, 

- Uzun süreli açlık durumu, 

- Kronik alkoliklerde anestezi uygulaması, 

- Akut alkol zehirlenmesi olan hastalarda anestezi uygulaması, 

- Bölgesel kanlanması ileri derecede azalmış ve yoğun transfüzyon yapılan aşırı sigara içicisi 

hastalar, 

2. Mutlak kontrendikasyonlar

                  Zehirli  gazların sistemden sürekli uzaklaştırılması gereken veya hastaya özgü gaz 

alınımının aşırı derecede yüksek olması beklenen; 

- Duman veya gaz zehirlenmesi, 

-Malign hipertermi, 

- Septisemi varlığında kesin kontrendikedir. 

                  Yeniden  solutmalı tekniklerin araç-gerecin hasta güvenliğine yönelik temel 

gereksinimleri karşılamadığı durumlarda; 

- Sodalime tükenmesi, 

- Oksijen monitörü yetersizliği, 

- Anestezik ajan monitörü yetersizliğinde kontrendikedir 

(56)


.       

 

 



Düşük akımlı anestezi uygulamasında sevofluran ve desfluran 

 

                    Yeni  inhalasyon  ajanları olan sevofluran ve desfluranın düşük çözünürlükleri ve bu 



nedenle hasta tarafından alınımlarının düşük oluşu, indüksiyon süresinin kısalmasını sağlar. 

 

39

İndüksiyondan sonra daha kısa süre içinde istenen anestezik konsantrasyona ulaşılır. Düşük ve 



minimal akımlı anestezide çözünürlüğü düşük olan bu ajanlardan biri kullanıldığı zaman, 

başlangıçtaki yüksek akım dönemi göreceli olarak daha kısa tutulabilir ve yaklaşık 10 dk yeterli 

olur. Çoğu modern vaporizatörde en yüksek çıkış ayarı, güvenlik nedeniyle inhalasyon 

anesteziklerinin 3-5 x MAC değeri ile sınırlıdır. Bu nedenle sevofluran vaporizatöründe en yüksek 

çıkış ayarı %8 volüm, desfluran vaporizatöründe ise %18 volüm’dür. Bu yüksek ayar sınırları, 0,5 

lt/dk gibi ileri derecede düşük taze gaz akımı kullanıldığında bile sistem içine verilen ajan 

miktarının önemli düzeyde arttırılabileceği anlamına gelir. Solutma sistemi içine verilen ajan 

miktarı sevofluran kullanıldığında 43,5 ml/dk'ya, desfluran kullanıldığında ise 110 ml/dk'ya 

çıkarılabilir. Bu iki ajanın da hasta tarafından alınımı göreceli olarak düşüktür, böylece daha kısa bir 

zaman sabitesi oluşur. 

                   Desfluran  ve  sevofluran,  eter  yapısında ve florin ile halojenlenmiştir. Bu ajanların 

molekül yapısı, düşük çözünürlüğe ve anestezik gücün düşük olmasına yol açar. Yeterli anestezi 

derinliği sağlamak için solutma sistemi ve alveol alanı içinde göreceli yüksek parsiyel basınç 

oluşturulması ve sürdürülmesi gerekir. Bu ajanlarla yüksek akım anestezi uygulanırsa, eksale edilen 

hava ile atmosfere bol miktarda anestezik verilir. Küçük bir miktar hasta tarafından alınır. Sistem 

içine verilmek zorunda kalınan yüksek ajan konsantrasyonu, gerekli alveoler konsantrasyonu 

yeniden oluşturabilmek içindir. 

                   Anestezik  ajanın gücü ne kadar düşük ise boşa giden miktar o kadar fazladır. Düşük 

akımlı anestezi ile atılan miktar ciddi biçimde azalır. Anestezik ajanların tüketiminden önemli 

ölçüde tasarruf sağlanır. Sevofluran ve desfluranın hasta tarafından düşük miktarda alınması, 

anestezik taze gaz konsantrasyonunun daha erken azaltılmasına olanak tanır 

(57)


.        

 

 



 



 



 

40

3. MATERYAL VE METOD 

                    Çalışma Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi KBB  Kliniği Ameliyathanesinde,Etik 

Kurul izni alınarak Timpanomastoidektomi ve Timpanoplasti operasyonu geçiren, ASA I-II grubu, 

her iki cinsten, 20-60 yaş arasında, 40 hastada yapıldı. Hastalara çalışma hakkında bilgi verilerek, 

yazılı ve sözlü onayları alındı.Çalışmaya alınan hastalar operasyondan bir gün önce yataklarında 

görüldü, preanestezik muayeneleri yapıldı.Ameliyathaneye alınmadan  önce hastalara preop 

odasında  el sırtından 20 gauge anjiocut ile venöz yol açılarak, 10 ml/kg /st  %0.9 sodyum klorür 

(NaCl) perfüzyonuna başlandı.1,5 mg midazolam  yapıldı. Operasyon masasına alınan hastaların 

EKG, noninvaziv kan basıncı, periferik O

2

 satürasyonu (SpO



2

) monitörize edildi.İnvaziv arter 

basıncı izlemi için Allen testi yapıldıktan sonra, radiyal artere 20 gauge branül 

yerleştirildi.Hastalara 2 dakika süre ile, yüz maskesiyle %100 O

2

 verilerek preoksijenasyon 



sağlandı. Anestezi indüksiyonu için 2 µg/kg fentanil (Fentanyl Citrate, Abbott Lab. North Chicago, 

ABD), 5 mg/kg tiyopental (Pental Sodyum, İ.E. Ulagay, İstanbul, Türkiye) ve 0,1 mg/kg 

veküronyum (Norcuron, Organon, Oss. Hollanda) iv uygulandı. Kas gevşemesi görüldüğünde 

orotrakeal entübasyon yapıldı ve hasta Dräger Primus anestezi cihazı ile tidal volüm 8 ml/ kg ve 

frekans 12/ dk olacak şekilde ventile edildi. CO

2

 absorbanı olarak soda-lime (Sorbo-lime, Berkim, 



Türkiye) kullanıldı. Anestezi idamesinde, hastalar randomize olarak iki gruba (n=20) ayrıldı. 

Birinci  grup sevofluran grubu (Grup S),  ikinci grup desfluran grubu (Grup D) olarak belirlendi. 

Tüm hastalara %50 O

2

 ve %50 kuru hava ile birlikte;  sevofluran grubuna %1,5 sevofluran 



(Sevorane, Abbott Lab, North Chicago, ABD), desfluran grubuna %6 desfluran (Suprane, Baxter, 

Puerto Rico, ABD) uygulandı.  İlk 10 dak. 6 L/ dak’lık akım devam edildikten sonra, akım 1 L/ 

dak.’ya düşürüldü; cerrahinin bitmesine 10 dak. kala yeniden 6 L/ dak. akıma geçildi. 

                   Hemodinamik  ve  solunumsal  parametreler(  TA,  KAH,  MV,  TV,  F,  etCO

2

, SpO


2

),         

6 L/dak akım ile ventilasyonun başında 

1,

 1 L/dak akım ile ventilasyonun başında 



2,

 1 L/dak. akım 

uygulanmasının 5. 

3,

 10. 



4,

 30. 


5,

 60. 


6

 ve 120. 

7

 dakikalarında, 1 L/dak ventilasyonun sonunda 



8

 ve 


ekstübasyon döneminde 

9

 kaydedildi. Anestezik ajan kesildikten sonraki ,ekstübe edilme, göz açma 



 

41

,oryantasyon ve Alderete skorunun 10 olması için geçen süreler ve ekstübasyondan sonraki 1. 5. 10. 



dakika TA ,KTA,SpO

2

 değerleri kaydedildi. 



                   Cerrahinin  bitiminde  anestezik  ajan  kesilerek,  spontan  solunum  gelinceye  kadar 

beklendi. Spontan solunum gelince kas gevşetici etkisi antagonize edilerek trakea ekstübe edildi. 

Hasta oda havasında saturasyonu düşmeyip, spontan göz açma, dil çıkarma, başı 3 sn.yukarda tutma 

gibi emirleri yerine getirebildikten sonra postop  derlenme ünitesine gönderildi. 

 

Tablo I: Aldrete Ve Kraulik Derlenme Değerlendirme Sistemi 

                

 

              

SOLUNUM   

Derin nefes alıp öksürebiliyor  

 Dispneik ve sınırlı                                                     

 Apneik  

                2 

                1 

                0                     

               

DOLAŞIM 

 Kan basıncı anestezi öncesi ±%20  

 Kan basıncı anestezi öncesi ±%20- %50  

 Kan basıncı anestezi öncesi ±%50  

                2 

                1 

                0 

                         

CİLT RENGİ          

 Pembe  


 Soluk  

 Siyanotik  

                2 

                1 

                0 

                          

ŞUUR 

 Uyanık şuurlu  



 Uykulu fakat uyandırılabiliyor  

 Uyaranla ancak uyandırılabiliyor  

                2 

                1 

                0 

               

AKTİVİTE  

 

 Amaca yönelik  



 Rastgele  

 Yok  


                2 

                1 

                0 

 


 

42

İstatistiksel analiz:

 Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for windows 10.0 istatistik paket 

programı kullanıldı. Karşılaştırmalarda student’s t, Mann whitney u ve Paired t test testleri 

kullanıldı.p<0.05 anlamlı kabul edildi. 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 



 

43

4. BULGULAR 

 

 

 



TabloII.Hastaların Demografik Özellikleri ve Operasyon Süresinin Değerlendirilmesi 

 

 



 Sevofluran 

Desfluran 

 

 

Ortalama SS 



Ortalama SS 

YAŞ 



34,70 11,53 32,10 9,03  ,432 

KİLO 


62,15 9,88  66,00 11,29 ,258 

OPERASYON SÜRESİ 

2,38 1,09 1,95 ,76  ,160 

 

 



-Gruplar arasında yaş ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında kilo ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında operasyon süresi ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık 

yoktur. p>0.05 

 

 


 

44

Tablo III.Grupların Ekstübasyon, Göz Açma, Oryantasyon Zamanı Ve Alderete Skorlarına 



Göre Dağılımının Değerlendirilmesi 



 

 Sevofluran 

Desfluran 

 

 



Ortalama SS 

Ortalama SS 

Ekstübasyon 



süresi  5,93 4,03 7,55 3,51 ,184 

Göz açma zamanı  10,04 5,60 9,40 3,29 ,663 

Oryantasyon zamanı  12,54 7,14  10,57 3,27  ,270 

Aldrete 10 olma zamanı 

14,26 7,56  12,65 3,65  ,399 

 

-Gruplar arasında ekstübasyon süresi ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık 



yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında göz açma zamanı ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık 

yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında oryantasyon zamanı ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir 

farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında Aldrete 10 olma zamanı ortalaması bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir 

farklılık yoktur. p>0.05 

 



 

45

Hemodinamik Parametrelerin Karşılaştırılması: 



Tablo IV.a Derlenme Dönemi Sistolik Arter Basınçları (SAB) 

SAB Sevofluran 

Desfluran 

 

 



Ortalama SS 

Ortalama SS 

Ekstübasyon 



öncesi 

118,30 14,77  113,25 15,72  ,302 

Ekstübasyon sonrası 1. dk  126,90 

18,25 


135,20 

19,26 


,170 

Ekstübasyon sonrası 5. dk  124,75 

17,89 

129,00 


16,20 

,436 


Ekstübasyon sonrası10.dk 

118,10 12,26  122,40 18,64  ,394 

 

-Gruplar arasında ekstübasyon öncesi sistolik arter basıncı ortalaması bakımından istatistiksel 



olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında ekstübasyon sonrası 1.dk sistolik arter basıncı ortalaması bakımından istatistiksel 

olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında ekstübasyon sonrası 5. dk sistolik arter basıncı ortalaması bakımından istatistiksel 

olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında ekstübasyon sonrası 10. dk sistolik arter basıncı ortalaması bakımından 

istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

 

 



 

46

Tablo IV.b Derlenme Dönemi Sistolik Arter Basınçlarının (SAB) Değerlendirilmesi 



 

SAB  


Sevofluran 

Desfluran 

Ekstübasyon öncesi  1. dk  ,019* 

,000*** 


Ekstübasyon öncesi  5. dk  ,085 

,000*** 


 

Ekstübasyon öncesi 

Ekstübasyon öncesi 10.dk  ,958 

,021* 


Ekstübasyon sonrası 1. dk  ,621 

,062 


Ekstübasyon sonrası 5.dk  ,073 

,000*** 


 

Ekstübasyon sonrası  

Ekstübasyon sonrası 10.dk ,033* 

,014* 


 

Sevofluran grubunda; 

-Ekstübasyon sonrası 1. dk sistolik arter basıncı değerleri Ekstübasyon öncesi değerlerine göre 

anlamlı derecede daha yüksektir. p<0.05 

-Ekstübasyon sonrası 5. dk sistolik arter basıncı değerleri Ekstübasyon sonrası 10.dk değerlerine 

göre anlamlı derecede daha yüksektir. p<0.05 

-Diğer dönemler arasında anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 



 



 



 

47

Desfluran grubunda; 

-Ekstübasyon sonrası 1. 5. ve 10. dk sistolik arter basıncı değerleri ekstübasyon öncesi değerlerine 

göre anlamlı derecede daha yüksektir.p<0.05 ve p<0.001 

-Ekstübasyon sonrası 1.ve 5. dk sistolik arter basıncı değerleri ekstübasyon sonrası 10.dk 

değerlerine göre anlamlı derecede daha yüksektir. p<0.05 ve p<0.001 

-Diğer dönemler arasında anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

 

 



Grafik I. Derlenme Dönemi Sistolik Arter Basınçları (SAB) 



 



100



105



110



115



120



125



130



135



140



Ekstüb. öncesi



Ekstüb. sonrası 1.dk



Ekstüb. sonrası 5.dk



Ekstüb. sonrası10.dk



Sevofluran



Desfluran

 

 



 

 



 



 

48

Tablo IV.c Derlenme Dönemi Diastolik Arter Basınçları (DAB) 



 

DAB Sevofluran 

Desfluran 

 

 



Ortalama SS 

Ortalama SS 

Ekstübasyon 



öncesi  72,15 13,33 75,35 16,91 ,510 

Ekstübasyon sonrası 1. dk  80,25 

10,90 

87,75 


14,99 

,078 


Ekstübasyon sonrası 5. dk  76,65 

16,58 


81,95 

16,56 


,318 

Ekstübasyon sonrası10.dk 

67,40 10,83 78,95 17,41 ,016* 

 

-Gruplar arasında ekstübasyon öncesi diastolik arter basıncı ortalaması bakımından istatistiksel 



olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında ekstübasyon sonrası 1.dk diastolik arter basıncı ortalaması bakımından 

istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Gruplar arasında ekstübasyon sonrası 5. dk diastolik arter basıncı ortalaması bakımından 

istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. p>0.05 

-Desfluran grubunun ekstübasyon sonrası 10. dk diastolik arter basıncı ortalaması, sevofluran 

grubuna göre anlamlı  derecede daha yüksektir. p<0.05 

 

 



 

49

?


23-gvenlik-kavraminin.html

23-iz-pisma-k-l--a-.html

23-kakoe-utverzhdenie-ne.html

23-kurikulum-2014-2--.html

23-limity-detekce-a.html